1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Vefayla Kal Can (Okunulası)

Yazdır E-posta

Yazar Alıntı Yazılar Çarşamba, 27 Ocak 2010 08:17

Vefa ile Kal Can !Vefayla Kal Can

Ayrılıklar geceye benzer. Bütün yarınlar da sabaha Can !

Geceye az kaldı. Ayrılık, gelini götürmeye gelen düğün alayı gibi kapımızda. Kimler ayrılmadı ki Can ‘ından.

Ayrılığı, cennetten ayrılan Hz. Adem'e sor. Tufan'da oğlunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuh’a, Yusuf'u için inleyen Hz. Yakub’a, içindeki ejderle boğuşan Züleyha'ya, yüreğinin sesini susturmak için bileğiyle dağları oyan Ferhad'a, Şems için kavrulan Mevlâna'ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu'ya, en çok da Resulü'nü Medine'ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor.

Geride kalan, hep inleyendir ana misali, Can ! Giden hep yârdır, ‘Can’dan ‘Can’dır. Her şeyi alıp götüren de ‘o’dur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da...

Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan. Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli. Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır. Paylaşılan hayattır Can !

Vefâlı olmalı insan. Vefânın dersini Kur'an dan ; âlemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı'ndan, O'nun nurlu ashâbından almalı.

Olmalı insan, önce kul olmalı. Olmadan evvel ölmeli, ölmeden önce olmayı tamamlamalı. Nasıl mı olmalı? Hak dostları gibi vefâ kahramanı olmalı. “Vallahi O söylüyorsa doğrudur. Ben O'nun verâların verâsından haberler getirdiğine inanıyorum.” diyen, sadakat ve vefâdan bir lâhza ayrılmayan Hz. Ebubekir gibi olmalı.

Allah Resulü’ne; “Kendisinden meleklerin bile hayâ etmekte olduğu bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?” sözlerini dedirten, an-be-an bütün mahlûkâta edebiyle vefâlı olan Hz. Osman gibi olmalı.

Vurulduğunda yarasının ağırlığıyla baygın yatan, “Eğer daha ölmediyse, onu namazdan başka bir şeyle ayıltamazsınız.” sözlerinden sonra namaza çağrıldığında küheylanlar gibi “Namaz vakti mi?” diyerek yaralı bedeniyle kan revan içinde şahlanan, namaza vefâlı Hz. Ömer gibi olmalı.

“Perde-i gayb açılsa, yine de yakînim azalmaz.” diyerek, vefâsını kâinata haykıran, evliyâlar babası, yiğitlerin şâhı Hz. Ali gibi olmalı.

Vefâ, sadece ‘has’ların vasfıdır Can ! Nisyan -unutmak- ise ‘ham’ların... Bedene tutsak olmuş hoyratların nasibi yoktur vefâdan. Gönlümüzün kitabında; “Bize bir defa selâm vereni kıyamete kadar unutmayız.” düstûru kayıtlıdır. Biz dersimizi; “Kabrimize gelip, bir defa Fatiha okuyanlar kıyamete kadar bizimdir. İmânlarını kurtarmadan ölmesinler, ömürleri boyunca fakirlik görmesinler.” diye dua eden, hâlâ büyük bir vefayla Üsküdar'da dostlarını ağırlayan Aziz Mahmut Hüdâyî’den almışız. Nice vefâ kahramanının mânevî huzûrunda hürmetle, edeple selâma durmuşuz.

Dostlarını daima vefâ ile hatırla Can ! Arayan sen ol, bulan sen ; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefâsı olmayanın Hakk'a vefâsı olmaz. Git ki, vefanın ter ü tâze hüküm sürdüğü yeni bir hayata başla... Haydi daha fazla durma karşımda. Kurşun gibi bir anda al, ellerini benden. Su gibi aksın ellerin ellerimden.

Yüreğini yüreğimde, gözlerini gözlerimde bırak da git. Beklemeden, bir kelime bile etmeden git. Can ‘ımı Can ‘ımdan kopar da git.

Giderken son bir defa Hakk'ın selâmını esirgeme benden. Arkada kalanın gözü yaşlı olur, yüreği yufka, gönlü ince. Ben, içimdeki korla, bağrımdaki volkanla, öylece dağ gibi arkanda kalayım. Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım. Sen sağlam adımlarla yarınlara yürürken, yıkılan ben olayım.

Gülen sen ol, ağlayan ben. Yeşeren sen ol, sulayan ben. Bana saplansın paslı mızrakların ucu, sana dokunmasın. En çılgın isyanlarını, savaşlarını, sırlarını gittiğin diyarlara götürme. Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın. Benim avuçlarıma bırak. Ben onları dua dua ak kanatlı kuş gibi göklere uçurayım. Benim payıma; ilâhî dergahtan, ayrılık sahillerinde anıların gönüllü bekçisi olmak düştü. Hak'tan gelene razıyım.

Sen geçmişi bana bırak Can !

Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefâ; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.

Şimdi ayrılık vakti Can ! Gecenin en karanlık vakti. Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü doğuracak. Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti...

Al Can ! Bu heybe senin. Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; tâ özümden, tâ közümden...


Birazdan sabah olacak ; yağmur yağacak... Ardından gökkuşağı, sonra güneş... Sıcacık, apaydın, pırıl pırıl... Hep böyle oldu, tarihte hep karanlık yenilgiye teslim oldu, güneş kazandı.

“Birazdan son melodi çalacak,
Yıldıza, Ay’a ve İbrahim'in Rabbi'ne kasem ederim ki,
Birazdan bulutların ardından Güneş doğacak...”

Güneş bütün gecelerden güçlüdür Can ! Çünkü güneş vefalıdır, gizlemez sevgisini.

Vefâlıdır; en çok o getirir kâinata sevgilinin sesini, neşvesini. Yırtıp atar karanlığın kasvetli perdesini... En vefâlı delildir o sevgili adına...

Uğurlar olsun can!

Beni kışta bırakıp yeni bir diyara gittiğinde baharı bekleyeceksin. Baharı beklemek ne güzeldir, baharda toprağı parçalayan kır çiçeklerini gözlemek...

Ben de seni bir ayrılık sonrası baharı gözlerken kucağıma almıştım. Küçücük ellerinle toprağın bağrını parçaladığında karşılamıştım. Ve senin için ne çok savaşmıştım seninle.

Sen benim kır çiçeğimsin Can, sen benim aşk çiçeğim. Sen benim yüreğimsin.

Vasiyetim olsun sana. Bir gün öldüğümde, kabrimi mutlaka ziyarete gel. Ama yalvarırım yalnız gelme. Baharda derlediğin yüzlerce kır çiçeğiyle gel. Ve başucumda onlara sevgiyi anlat, dostluğu, vefâyı, hakîki ‘Dost’a vefâlı olmayı anlat.

Çünkü ben kır çiçeklerinin sesinden uzak kalmaya dayanamam. Çünkü ben bir an bile tomurcuklarımdan ayrılamam. Sonra el ele tutuşup yanı başımda eskiden birlikte yaptığımız gibi, ince bir ezgiyle seslenin bütün insanlara. “Sevda nedir bilir misin?” diyerek, sevdayı söyleyin.

“Demet demet sevgi ellerinde
Billur billur yaş gözlerinde
Sevdan ebedî, yüreğinde,
Olmadan olmaz, bu iş olmaz
Sonra bütün bir âlemi Yunus'ça,
Sevmeden olmaz, bu iş olmaz.”

Mısralarıyla sevgisiz bu işin olmayacağını anlatın .


Hep ama hep vefâlı ol. Emanete sahip çık, atana vefâlı ol. İdealine sarıl, evlâda vefâlı ol. Ömrü hakkıyla yaşa, hayata vefâlı ol. Düşmanlıkları unut, dostuna vefâlı ol. Öfkeyi, kini unut, ruhuna vefalı ol...

Bunları unutursan; zaman maddî mânevî bütün yaralarının, dertlerinin yok olmasına vesile olur. Eğer unutmazsan, zamanla bunlar seni yok eder. Unutkanlıklar karşısında kimseyi suçlama. Sen ‘unutma’ tuzağına düşüp, unutmaman gerekenleri unutma.

Unutulmaması gereken güzellikler karşısında arslan kesil kendi içinde. Âsi bir kartal gibi yırt karanlıkların çirkin yüzünü, meydan oku karanlıklara. Çılgın bir küheylan gibi vefâyla meydan oku fırtınalara...

“Yarasaların gözleri kamaşacak diye, Güneş doğmaktan vazgeçmez.”

En büyük vefâ, Hakk'a götürecek fırsatları yakalamaktır.

Bulduğun her fırsatı zamanında değerlendirmektir.

Sakın ha !

Fırsatları kaçırıp da, Kâlû Belâ'ya vefâsız olma !

“Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer.”

Sakın ha !

Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlığıyla yok olma.

Vasiyetim olsun : Vefayla kal Can !


...

Alıntı Yazılar

~~~~~~~~~

 

-
 

Yazar : Alıntı Yazılar

Yazara Ait Diger Makaleler

Yorumlar 

 
+5 #1 esra 2010-02-05 19:14 sayfada çalan parçanın ismi nedir acaba öğrenebilirmiyi m ? Alıntı
 
 
+4 #2 Ali YILDIRIM 2010-02-06 00:43 Abi daha iyi bilir ama "Farid Farjad - Violin" olabilir. Alıntı
 
 
+3 #3 raziye çakır 2010-02-08 20:29 gözyaşlarıma engel olamadım ne kadar güzel kelimeler, cümleler… Alıntı
 

Yorum ekle


TurkVip Video

Sufi Video

Online Üyeler

Yok

ÇEVRİMİÇİ OLANLAR

Şu anda 245 ziyaretçi çevrimiçi

İçim / de / Kin / den !

Leylin Siyahında, Mecnuni fasıllar dinlerken ömrüm ve Bî-Siyah iken En Siyaha 'Lâ' diye kapımı çaldı.. Âh'ımı Duymuş Olacakki Derin bir solukla Yaz Dedi ! Söyleyeceklerim var ! Emir Telakki ettim ve O söylesin Diye gönlümün gam kabına Daldırdım yangın dividini.. Lev-i Garâm Âh ..

Sen 'den Birşeyler Var!

Yavuz Selim YILMAZ

Film Siyah bir ülkenin , Siyah şehrinde , Siyah bir qecenin en derininde, Siyah Bir adamın, Ankanın Siyah kanatlarında ki Siyah incinin seyrine dalmışken , Siyah koltuqunda henüz uyuyuya daldıqı ve düş qördüqü Siyah bir hayalin içinde qeçiyor.. Evet bu Filmde Başrol Siyah'ın...

Ben filmi izleyenlerin yalancısıyım..

Suskun Olmalısın !

Yavuz Selim YILMAZ

Yeri gelince olmalısın Suskun. İnsanlar bazen yenilebilir nefsine, Sen olma onlara karşı Kuskun! Sabır istersen Haktan bilki vardır çok büyük hayır. Sen Sen ol. Susmayıda Kusmayıda biribirinden ayır.

...Rumi...

 

YAZARLARIMIZ

Ahmet Bedevi
Ahmet Bedevi
Fatima Zehra Demirhan
Fatima Zehra Demirhan
Yavuz Selim YILMAZ
Yavuz Selim YILMAZ
Alıntı Yazılar
Alıntı Yazılar

Üye Girişi







Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sanal Kütüphane

www.enzele.org

' Sanal Kütüphane '

Enzele Sanal Kütüphane

Kuran, Hadis, Dinler, Tarih, vb..bir çok konuda kaynak içeren Online Sanal Kütüphane

Alamut Öykünmeleri

Alamut ; Bir idealdir, Bir gönül devletidir, Bir savaş kültürüdür, Hertürlü haksızlığa başkaldırıdır,  

Alamut

Bazısını uçurumun kenarından alırız. Bazısını uçurumun dibinden paramparça alırız. Parçaları öyle birleştiririz ki, kim olmalarını istiyorsak O olurlar.

Mesaj Bilgilendirme

Giriş yapmamışsınız.

SİTE İSTATİSTİK

Üye : 693
İçerik : 201
Web Bağlantıları : 6
İçerik Görüntüleme Sayısı : 37805

YALNIZLIĞIMIZ

Üzülme O Var !

Üzülme Kaybettiğin Şeyler Daha Güzel Bir Surette Sana Geri Dönecektir.. Doğru Bildiğin Yolda. Dosdoğru Ol. Eğilme Bükülme Kayma Gitme.. Muhakkak Kaybedenler. Kazanıyor Sanılandan Üstün Meziyetlerle Süslenecektir..




site ekle web siteleri